SAYIŞTAY DAİRE KARARLARI
1-) Sayıştay 6 Dairesi, Karar:703, İlam: 22,Tutanak Tarihi:21.11.2019
…………….. Müdürlüğü görevini vekaleten yürüten ……………’a ilgili müdürlüğe asaleten atanma şartlarını taşımamasına rağmen vekâlet ücreti ödendiği görülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 175’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, “Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” denilmektedir.Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in 7’nci maddesinin birinci fıkrasında,
“ …
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak.
4) Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak…”hükmü yer almaktadır.
2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın “Vekalet” başlıklı 9’uncu maddesinde,
“(1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;
a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir…” denilmektedir.Ek ödemenin düzenlendiği 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 9’uncu maddesi ise, “ …Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere, vekâletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekâlet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekâlet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) taşıması kaydıyla vekâlet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir…” şeklindedir.Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve nitelikleri değişmeyeceğinden bu görevi vekâleten yürütecek olanların asil memurda aranan şartlara sahip olmaları gerekmektedir. Bu sebeple, vekâlet eden personele asaleten atanmadaki tüm şartları taşıması kaydıyla vekâlet ücreti ödenmesi mümkün olmaktadır. Dosya kapsamının tetkikinden, ……………. Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesinden mezun olan ……………….’ın, Belediyede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kameraman olarak görev yapmakta iken ……………. tarihinden itibaren …………… Müdürlüğü görevini vekaleten yürütmek üzere atandığı, …………… tarihinde ise Bilgisayar İşletmeni kadrosuna atandığı, dolayısıyla ……………….’ın …………….. Belediyesinde kameraman ve bilgisayar işletmeni kadrolarında görev yaptığı anlaşılmıştır.……………… Müdürlüğü, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’e göre Ekli (2) sayılı listede belirtilen müdürlüklerdendir. Söz konusu müdürlüğe atanmada personelin, Yönetmelik’te Ekli (2) sayılı listedeki müdürlükler için öngörülen son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak şartını taşıması gerekmektedir. Ancak, …………… Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlüklerden olan ……………….. Müdürlüğüne vekâlet etmesine rağmen son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmamıştır. Bu sebeple, söz konusu müdürlüğe vekâlet eden …………….’a ilgili müdürlüğe asaleten atanmada aranan şartları taşımamasına rağmen vekalet ücreti ödenmesi nedeniyle kamu zararına neden olunduğu görülmüştür. Her ne kadar Denetçi sorgusunda kamu zararı tutarı ………………. TL olarak belirtilmişse de, Rapor ekinde yer alan belgelerden adı geçen kişiye vekalet görevi nedeniyle;……………… tarihli ve …………… no.lu ödeme emri belgesi ile ……………. TL, olmak üzere toplam ………….. TL vekalet ücreti ödendiği görüldüğünden, kamu zararı tutarının …………… TL olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, sorumluların savunmalarında, Anayasa’nın 18’inci maddesinde angaryanın yasak olduğunun hükme bağlandığı, anılan kişinin Belediye Başkanı tarafından yazılı olarak görevlendirilmesi ve verilen görevi yapmama gibi bir durumu söz konusu olmaması nedeniyle kendisine vekalet ücreti ödendiği ileri sürülmekteyse de; Anayasa Mahkemesinin 29.01.2014 tarih ve 28897 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2014 tarihli ve 2013/5062 Başvuru Numaralı Kararı’nda bir görevin aylık ödenmeden vekâleten yürütülmesi uygulaması angarya olarak kabul edilmemiş ve Anayasa’ya aykırı görülmemiştir.
Diğer taraftan, düzenlenen sorguda ………….., …………… ve ………………… vekâleten atama işlemini imzaladıkları gerekçesiyle diğer sorumlu sıfatıyla kamu zararından sorumlu tutulmuşlarsa da, adı geçenlerin ödeme emri ve eki belgelerde imzasının bulunmaması ve vekaleten atama işleminin ücret veya zam ve tazminat ile ek ödeme farkı ödenmesi yönünde bir ifade içermemesi nedeniyle harcama sürecinde yer almadıkları değerlendirildiğinden, bahse konu kamu zararı ile ilgili sorumluluklarının bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, ………… Müdürlüğü görevini vekâleten yürüten ………………’a ilgili müdürlüğe asaleten atanmada aranan şartları taşımamasına rağmen vekalet ücreti ödenmesi sonucu oluşan kamu zararı tutarı …………….. TL’nin Harcama Yetkilisi ……………. ve Gerçekleştirme Görevlisi …………….’a müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödettirilmesine, karar verildi.
2-) Sayıştay 6.Daire,Karar:703,İlam:22,Tutanak Tarihi:,21.11.2019
İhtisas komisyonu toplantılarına katılan belediye meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödendiği görülmüştür.5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Huzur ve izin hakkı” başlıklı 32’nci maddesinde; “Meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25 inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez.” denilmektedir. Yukarıdaki mevzuat hükmünde de açıkça ifade edildiği üzere meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenmesi mümkün değildir. Yapılan incelemede ise ……………. Belediyesi meclis üyelerinden; ……………., ………………, ……………., ………………. ve ……………..’ye aynı tarihlerde gerçekleştirilen komisyon toplantıları ile ilgili olarak birden fazla huzur hakkı ödendiği görülmüştür. Bu nedenle, ihtisas komisyonu toplantılarına katılan belediye meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenmesi sonucu …………. TL kamu zararına neden olunmuştur.
3-) Sayıştay 6.Daire,Karar:703,İlam:22,Tutanak Tarihi:,21.11.2019
…………… Belediyesi tarafından tahsil edilen eğlence vergilerinin %10’unun belediye sınırları dışında teşkilatı bulunan ………………. Verem Savaş Derneğine ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunduğu iddia edilmişse de;2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanun’un “Sosyal amaçlı yardımlar” başlıklı 103’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında: “Eğlence Vergisi hasılatının yüzde 10’u, bulunan yerlerde darülaceze ve benzeri kuruluşlar hissesi olarak ayrılıp belediyece sözü geçen müesseselere yüzde 10’u da verem savaşına ayrılıp belediye sınırları içinde Verem Savaş Derneği Teşkilatı varsa yardım olarak bu derneğe verilir.” hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen hükümde eğlence vergisinden derneğe pay aktarılması için derneğin belediye sınırları içerisinde teşkilatlanmış olmasının gerektiği belirtilmekle birlikte, söz konusu düzenlemenin belediyelerce verem savaşına mali yardım sağlanması suretiyle verem savaşına yönelik teşkilatlanmayı teşvik ederek teşhis ve tedavi yolundaki gelişimi sağlamaya yönelik olduğu, sorumluların savunmaları ve savunma ekinde sunulan belgelerden ise adı geçen derneğin faaliyet alanının tüm İl sınırını kapsadığı, 2018 yılı içerisinde …………….. İlçesinde ikamet eden veremli hasta ve ailelerine ilaç, yiyecek, yol ve kömür yardımı yapıldığı, bu kapsamda 2018 yılında yapılan toplam 113 adet nakit yardımının 60 adedinin ………………. İlçesi sınırları içinde ikamet eden kişilerden oluştuğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, ……………… Verem Savaş Derneğinin sadece belediye sınırları içerisinde teşkilatının bulunmaması gerekçesiyle bu derneğe pay aktarılamayacağı yönündeki iddianın mezkur Kanun’un amacına uygun olmadığı gibi hakkaniyetle de bağdaşmayacağı değerlendirildiğinden, sorgu konusu ödeme nedeniyle kamu zararının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, kamu zararı oluşmayan ……………. TL ödeme ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
4-) Sayıştay 6.Daire,Karar:700,İlam:21,Tutanak Tarihi:14.11.2019
Belediye şirketi olan …. A.Ş.’nde işçi statüsünde olup, …. Belediyesinde hizmet işlerinde çalışan personel için bahsi geçen Şirkete yapılan ikramiye ve bayram yardımı ödemelerine %4 sözleşme ve genel giderler ile %3 yüklenici karının ilave edildiği görülmüştür.24.12.2017 tarih 30280 sayılı 696 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 127’nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 24’üncü maddesinde, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılanların belediye şirketlerine işçi statüsüne geçirilmesi ile ilgili hükümler düzenlenmiştir. Bu kapsamda da, …. Belediyesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım işlerinde çalıştırılan personel, Belediyenin şirketi olan …. A.Ş.’nde işçi statüsüne geçirilmiştir.375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 20’nci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 28.04.2018 tarih 30405 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar”ın 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “İdare tarafından şirkete personel gideri için yapılacak aylık ödemelerin toplamı, hizmet alımı sözleşmesinde öngörülen işçi ücretleri esas alınarak hesaplanan;
a) Asgari İşçilik maliyeti,
b) Asgari işçilik maliyeti üzerinden hesaplanan %4 sözleşme giderleri ve genel giderler,
c) İşçilikle bağlantılı ayni giderler,
ç) Asgari işçilik maliyeti ve işçilikle bağlantılı ayni giderler toplamı üzerinden %7’ye kadar belirlenecek kâr, dâhil işçilik giderleri toplamını aşamaz. İşçi ücretlerinin tespitinde asgari ücrette meydana gelen artışlar dikkate alınır. Asgari işçilik maliyeti, sözleşme giderleri ve genel giderler ile işçilikle bağlantılı ayni giderler ve kâr oranı, kamu ihale mevzuatı esas alınarak belirlenir.” denilmek suretiyle, Belediye tarafından şirkete personel gideri olarak yapılacak ödemenin hangi giderlerden oluşacağı, bu giderlere sözleşme gideri ve genel giderler ile kar olarak eklenecek oranlar belirlenmiştir. Belirtildiği üzere burada dikkat edilmesi gereken husus;%4 sözleşme giderleri ve genel giderlerin asgari işçilik maliyetine, %7’ye kadar belirlenecek karın sadece asgari işçilik maliyeti ve işçilikle bağlantılı ayni giderler toplamına, eklenmesidir. Söz konusu düzenlemeye rağmen, işçiler için şirkete “375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İşçi Statüsüne Geçirilen İşçilerin Ücret İle Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri” gereğince ödenen “bayram yardımı” ve “ikramiye” ödemelerine, %4 sözleşme giderleri ve genel giderler ile %3 yüklenici karı eklenerek ödemede bulunulmuştur.“ Bayram yardımı” ve “ikramiye” asgari işçilik maliyetine dahil olmadığından, yukarıda bahsedilen mevzuat hükmü uyarınca işçilere ödenmek üzere bu şirkete yapılan bu ödemelere %4 sözleşme giderleri ve genel giderler ile %3 yüklenici karı eklenmesi mümkün değildir. Bu itibarla, ikramiye ve bayram yardımı ödemelerine, sözleşme ve genel giderler ile yüklenici karının ilave edilmesi sonucu …. TL kamu zararına neden olunmuştur.
5-) Sayıştay 6.Daire,Karar:700,İlam:21,Tutanak Tarihi:14.11.2019
Denetçi tarafından, …. Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğünce takip edilen davalar dolayısıyla tahsil edilen vekâlet ücretlerine ilişkin 2017 yılına ait dağıtımın 2018 yılında yapılması sonucu kamu zararına neden olunduğu iddia edilmişse de;5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesi kapsamında avukat vekâlet ücretlerinin dağıtımı, 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde yapılması gerekmektedir.659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinde avukat vekalet ücretlerinin dağıtımı hususu düzenlenmiştir. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesine göre ödenecek vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin usul ve esasları düzenleyen “Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 07.08.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.…hükmü bulunmaktadır.
Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli başlıklı” 6’ncı maddesinde ise; emanet hesaplarında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretlerinden yararlanacak kişilere, yıllık tutarı; (10000) gösterge rakamın memur aylıklarına uygulanan katsayı çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, anılan maddenin (a),(b),(c) bentlerinde belirtildiği şekilde, dağıtılacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin; Limit Dışı Vekalet Ücretinin Ödenmesi başlıklı 7’nci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin 5 ve 6’ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir.”, “Bütçeye gelir kaydedilmesi” başlıklı 8’nci maddesinde, “(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir. Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşmenin “Avukatlık vekalet ücreti” başlıklı 22 nci maddesinde; “659 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı “15.000” olarak uygulanır.” denilmiş, 2018-2019 yıllarını kapsayan toplu sözleşmede ise bu gösterge rakamının 20.000 olarak uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile söz konusu Yönetmelik’in 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerle ödenecek vekâlet ücretine yıllık sınır getirilmiştir. Anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile anılan Yönetmelik’in 7’nci maddesinde ise yıllık üst limiti doldurmayanlara bu sınırı doldurmaları için yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenmeye yer verilmiştir. Bilindiği üzere yıllık sınırın dolup dolmadığı yıl sonunda tespit edilebilir. Bir önceki yıl vekâlet ücreti limitini dolduramayan ilgili personele, anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile Mezkur Yönetmeliğin 7’nci maddesi hükmü uyarınca mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar emanetler hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödeme yapılır. Somut olayda 2018 yılı vekalet ücretinin tamamı yılı içi vekalet ücreti henüz tahsil edilmeden 2018 yılı Ocak ayında emanetler hesabında kayıtlı geçmiş yıllar vekalet ücretlerinden ödenmiştir. Oysa ki öncelikle yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücreti ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılmalıdır. Eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücretinin üst limiti doldurmaya yeterli olmaması halinde emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücreti, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı, mali yılın katsayıları esas alınarak üst limiti doldurmasına yetecek oranda dağıtılması gerekmektedir. Denetçi tarafından yapılan ödemenin 2017 yılı avukatlık vekalet ücretlerine ilişkin olduğu iddia edilmişse de, 2018 yılına ait vekalet ücretlerinin tahsilatı yapılmadan emanetler hesabında biriken tutardan 2018 yılı vekalet ücreti ödemesi olduğu ve 2018 yılında geçerli olan katsayılar üzerinden yapıldığı anlaşılmış olup kamu zararına neden olunmamıştır. Bu itibarla, yapılan ödeme 2018 yılı vekalet ücreti olması nedeniyle TL için ilişilecek husus bulunmadığına oy çokluğuyla karar verildi.
6-) Sayıştay 5.Daire,Karar:398,İlam:574,Tutanak Tarihi: 24.10.2019
…….. tarih ve ………….. sayılı ilamın ……………inci maddesi ile; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun cebren takip ve tahsil ile ilgili hükümlerine uyulmayarak amme alacaklarının takibinin yapılmaması; ayrıca su, kira ve işgaliye alacaklarının da İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yapılmaması ve bu surette alacakların zamanaşımına uğratılması sonucunda …………………. TL kamu zararının; Üst Yönetici …………….., Mali Hizmetler Müdürü …………………. ile Gelir ve Su İşleri Müdürü …………………..’a müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine oyçokluğuyla karar verilmişti.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Hüküm tarihinden önce yapılan; kamu zararı tutarına etki edecek …, tahakkuk eksiltenlerinin, sistem kaynaklı raporlama hatalarının bulunması ve bu hususların hükümden sonra gönderilmesi sebebiyle 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi gereğince yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesine karar verildi…..Yargılamanın iadesi talebi yazısının …… nci maddesinde; tazmin hükmünü içeren bazı gelir türlerinde mükelleflerin iş terki ve çeşitli muafiyetlerden kaynaklanan muafiyetle ilgili belgelerini zamanında idareye vermediklerinden dolayı bu gelirler üzerinde yapılan tahakkuk azaltanı ve tahakkuk artıran işlemlerinin zamanında yapılmayıp daha sonra yapıldığından tahakkuk sonuçlarını değiştirdiği ifade edilmiştir………inci maddesinde; zamanaşımına ait gelir kalemlerinde yer alan gelirlerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsilatı takip edilen gelir türlerinden aynı Kanunun 106.maddesi gereğince “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve her mali yıl Bütçesinde belirlenen miktar” dahilindeki gelirlerin terkin edildiği belirtilmiştir…….ncı maddesinde; zamanaşımı gelirleri içerisinde yer alan Emlak ve Çevre Temizlik Vergilerinde…..mali yılı ile ….mali yılı arasındaki tahakkuklara ait eksilten tahakkuklarının yapıldığı, …. mali yılında bilgisayar sistemine geçiş esnasında data bilgilerinin hatalı aktarıldığı ve mükerrer tahakkuk ve beyanlara sebebiyet verildiği dolayısıyla bu mükerrer kayıtların terkin edildiği ifade edilmiştir. Yargılamanın iadesi talebi yazısının……. inci maddesinde; Çevre Temizlik Vergisi, İlan ve Reklam Vergisi mükelleflerinin verginin tarh ve tahakkuklarının değişmesine sebep olan ticari faaliyetin sonlanması, satış, nakil, tayin, vefat gibi olayların vuku bulmasından dolayı ilgili belgelerin Belediyeye zamanında getirilmediğinden tahakkuk üzerinde gerekli değişikliklerin yapılamadığı ve sistemde bu sebeplerle fazla tahakkuk görüldüğü fazla tahakkuk terkinlerine ilişkin tutarların ……………………. TL olduğu,…….üncü maddesinde; ……… programından kaynaklanan hatalı raporlama nedeniyle su alacaklarının ilişkin zamanaşımının hatalı hesaplandığı ifade edilmiştir. Su alacaklarının tahsilat kaydı olmasına rağmen bakiye raporunda göründüğü anlaşıldığından raporlama hatası nedeniyle zamanaşımına dahil edilen tutarın ………………………. TL olduğu, …..uncu ve ……. inci maddelerinde; 362 Fonlar veya diğer kamu idareleri adına yapılan tahsilat hesabı ile 333 Emanetler Hesabı ve diğer emanet hesaplarındaki hatalı kayıtların olduğunu ifade etmişlerdir. Zamanaşımı hesabına hatalı dahil edildiği ifade edilen tutarın ………………….. TL olduğu, ……. üncü maddesinde; zamanaşımından dolayı kamu zararı olarak değerlendirilen gelirlerin ……-……. yılları arasını kapsadığı ve bu süreç içerisinde belediye muhasebe sisteminde değişiklikler olduğu, ….. mali yılından önce klasik belediye muhasebesi, ….. yılından ….. yılına kadar program Bütçe Sistemi, ……. yılından itibaren Analitik Bütçe uygulamasından dolayı sistem geçişlerinde muhasebe bilgilerindeki eksik ve yanlışlıkların olduğu ve bilgilerin elektronik ortamdaki takiplerinin ve uygulamasının uzun süre içerisinde fark edilemediği elektronik ortam sürecinden önceki bilgi ve belgelere ulaşmak ve temin etmekte zorluk yaşandığı ve bu belge ve bilgilerin temin edilemediğinden tazmin hükmüne ait kamu zararındaki gelir kalemlerinin belge olarak ispat ve temini mümkün olmadığı ifade edilmiştir.Zamanaşımına konu ….. ila ……. senelerine ilişkin sorumluların bilgi ve belgelere ulaşmak ve temin etmekte zorluk yaşandığı, sistem geçişlerinde yeni sisteme sağlıklı veri aktarımı yapılamadığı ve raporlamalarda hatalar olduğu anlaşıldığından …… ila ……. yılları arasında tahakkuk eden zamanaşımına konu olan tutarın …………………… TL olduğu, yine Raporun A,B ve D bentlerinde açıklanan gerekçelerden ………………………. TL tahakkuk eksiltenlerinin olduğu anlaşılmıştır.…………………… tarihinde yapılan duruşma sırasında duruşmacının iki klasör içerisinde sunduğu belgeler incelendiğinde; …………………….. TL zamanaşımı gelirleri içerisinde yer alan Emlak ve Çevre Temizlik Vergileri tahakkuklarına ait eksilten tahakkuklarının olduğu, ………………… TL belediye alacağının 6552 ve 7143 sayılı Kanunlara göre yeniden yapılandırılması (11/9/2014 tarihli ve Mükerrer 29116 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile ……………………….. TL yeniden yapılandırma; 18/5/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile ilgili ……………………… TL yeniden yapılandırma) ile ilgili olduğu görülmüştür. Bu itibarla, …………………. tarih ve ………………… sayılı ilamın …………………. inci maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun cebren takip ve tahsil ile ilgili hükümlerine uyulmayarak amme alacaklarının takibinin yapılmaması; ayrıca su, kira ve işgaliye alacaklarının da İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yapılmaması ve bu surette alacakların zamanaşımına uğratılması sonucu tazminine karara verilen ………………………… TL ile ilgili olarak;…Tahakkuk terkinlerine, tahakkuk zamanaşımına, hesaplama/raporlama hatalarına ilişkin işlemler ile ilgili yukarıda açıklanan gerekçeler ile 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilen yapılandırmalar gereğince mevzuatına uygun olduğu anlaşılan ………………………… TL ile ilgili ilişilecek husus bulunmadığına, karar verildi.
7-) Sayıştay Daire 5,Karar: 394,İlam:25Tutanak Tarihi: 24.10.2019
………………… Belediyesi ile Şehir Plancısı ………………. arasında imzalanan, ……………….-TL sözleşme bedelli ……………….. Belediyesi …………………..……. İşi kapsamında; …………….. Müdürlüğünün imara ilişkin görevlerinin, ihale mevzuatı çerçevesinde hizmet satın alarak özel sektöre yaptırılması ve belediye bütçesinden ödeme yapılması suretiyle …………………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek.” hükmü yer almaktadır.………………….. Belediyesi ………………….. Müdürlüğünün çalışmalarında ve diğer birimlerle ilişkilerinde izlenecek görev ve çalışma esaslarını düzenleyen Plan ve Proje Müdürlüğü Örgütlenme, Görev ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Müdürlüğün görevleri” başlıklı 8 inci maddesinde; “Bu yönetmelikte sayılan görevleri ilgili yasa ve yönetmeliklerin çerçevesinde; Kamu Kurumları ve vatandaş taleplerinin incelenerek cevaplandırılması ile, Başkanlık Makamının emir ve direktifleri doğrultusunda verilen görev ve yetkilerin kullanarak görevini yapar.” denilmektedir. Aynı Yönetmeliğinin “Birim Sorumlusu görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“FAALİYET ALANI
a) Planlama Birimi:
1-Büyükşehir Belediyesince hazırlanmış onaylı 1/5000 ölçekli Nazım imar Planına uygun 1/1000 ölçekli plan yapmak.
2-Kişi ve kuruluşlarca gerekirse Meclise sunulmak üzere hazırlanan teklifleri Başkanlık Makamına iletmek.
3-Arazi çalışmaları, ilgili Kamu Kurum ve Kuruluş görüşlerini almak, görüşler doğrultusunda plan hazırlanmasını sağlamak.
4-Belediye Meclisince alınan kararlar ve ekleri 5216 sayılı yasa gereği Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Nazım Plan Şube Müdürlüğüne göndermek.
5-İlçenin kentsel gelişimi ve problemlerinin çözümü doğrultusunda projeler geliştirmek.
6-İmar planlarına karşı açılan davaların Hukuk işleri Müdürlüğünün savunmasına esas olacak tüm bilgi ve belgeleri hazırlamak.
7-Plan iptali durumunda kararın gereğinin yerine getirilmesi amaçlı yeni plan hazırlamak.
8-Kurum içinde büro bünyesinde 1/1000 ölçekli plan tadilatlarının hazırlanması.
9-İmar Programlarını hazırlamak ve programın Büyükşehir Belediyesine onaylanmak üzere gönderilmesi ve onaydan gelen imar programının onaylanmasını sağlamak üzere Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne göndermek, bilgi için diğer ilgili Müdürlüklere göndermek.
10-Hizmet akışının sağlanması için programlar yapmak.
11-Belediyemizin dışındaki tüm kamu kurumlarıyla, ilçemizi ilgilendiren yatırımlarla ilgili bağlantı kurmak ve yazışmalar yapmak.
12-Büyükşehir Belediyesinden onaylanarak gelen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının askıya çıkartılması, itirazların Belediye Meclisine iletilmesi
b) Harita ve Etüd Birimi:
1-3194 sayılı yasanın 18. Maddesine göre uygulama yapılacak parseller için düzenleme sahası belirlemek. Bu konu ile ilgili gerekli encümen kararını almak.
2-Yürürlükteki imar planlarına göre 3194 sayılı yasanın 18. maddesine göre serbest çalışan harita mühendislerince hazırlanan parselasyon planlarını kontrol etmek, tescil işlemlerini sağlamak.
3-3194 sayılı imar kanununun 16. maddesine göre serbest çalışan harita mühendislerince yapılan imar uygulamalarını kontrol etmek, tescillerini sağlamak.
4-Kırmızı kot vermek, açılmamış imar yollarının profillerini yapmak veya serbest çalışan harita mühendislerine yaptırmak ve kontrol etmek.
5-Serbest çalışan harita mühendislerince hazırlanan ruhsata esas olan TUS dosyalarını kontrol etmek, temel ve temel üstü vizesi yapmak.
6-İmar planına göre birleştirilmesi mümkün olan parsellerin, talep edilmesi halinde tevhidini yapmak.
7-Mülkiyeti Belediyemize ait taşınmazların imar uygulamalarını yapmak, Kadastro Müdürlüğü tarafından kontrolleri ile Tapu Sicil Müdürlüğü’ne tescillerini yaptırmak.
8-Kamulaştırma haritalarını hazırlamak, Kadastro Müdürlüğü’ne kontrollerini yaptırmak.
9-Belediyemiz aleyhine açılan davalarda birimimizi ilgilendiren konularda Hukuk İşleri Müdürlüğü’ne teknik görüş bildirmek.
10-Mahkeme kararı ile iptal edilen parselasyon planlarının geriye dönüşüm dağıtım cetvellerim, hazırlanarak Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü’nde takip ve tescilini sağlamak.
11-3194 sayılı İmar Kanunu ve yönetmeliklerine göre açılması gereken yolların bulunduğu alanlarda kamulaştırma zemin bedeli ödenmemesi için parselasyon planı yapmak, tescillerini yaptırmak, gerekli görülen durumlarda ihale usulü ile parselasyon planlarını yaptırmak.
12-Belediyemizin tüm teknik birimlerine arazi çalışması ve gerekli olan harita kopyaları, ölçü krokileri ve tüm teknik bilgileri vermek.
13-Belediyemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda hâlihazır haritalar üretmek.
14-Kent bilgi sistemine altlık olacak her türlü sayısal verilerin toplanması ve uygulama paftalarının oluşturularak bilgisayar ortamında saklanması.
15-Numarataj paftalarının sayısal ortamda hazırlanması ve güncelliğinin sağlanması.
16-İlçe Belediyesi sınırları içinde tüm sokak ve kapı numaralarının tespitinin yapılarak yeni inşaatlara uygun sokaktan kapı numarası verilmesi.
17-İlçe Belediyesi sınırları içindeki sokaklarının ve kapı numaralarının revizyonun yapılması ve ilgili kamu kuramlarına bildirilmesi.
18-Zeminde sokak ve kapı numaralarına bakılarak güncellenmesi ve eksik tabelalarının yenisinin takılması.
19-Yeni yapılacak veya projesinde tadilat olan inşaatların belgelerini hazırlayıp krokilerinin doğruluğun kontrolünü yapmak.
20-Mevcut imar planlarına göre açılması gereken sokaklara sokak numarası ve kapı numaraları verilmesi.
21-Nüfus Müdürlüğü ile koordineli çalışmalar sonucunda güncel bilgi akışı sağlamak bu bilgiler ulusal veri tabanına girilerek vatandaşın gerçek adres bilgilerinin oluşmasını sağlamak.
22-Mülkiyeti Belediyemize ait parsellerin aplikasyonunun yapılması ve TUS evraklarının hazırlanması.
23-Diğer müdürlüklerin talebi üzerine park, yeşil alan gibi donatıların araziye aplikasyonunu yapmak.
24-Diğer müdürlüklerin talebi üzerine gerekli alanların plankotelerini yapmak.” hükmüne yer verilmiştir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22 nci maddesinin (d) bendi uyarınca Doğrudan Temin yöntemiyle yapılan Danışmanlık Hizmet Alım İşi Sözleşmesi’nin başlıklı 3 üncü maddesinde işin tanımı;“……………………… Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü ile diğer müdürlüklerin imara ilişkin görevlerinin yerine getirilmesinde kapasite artırımının sağlanması, yürürlükteki imar mevzuatının belediyenin ve halkın mağduriyetine sebep olmayacak şekilde uygulanması için personele rehberlik etmektir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Söz konusu işe ait Teknik Şartname’nin “İşin Kapsamı” başlıklı 2 nci maddesinde; “Sözleşme konusu iş ……………………. Belediye Başkanlığı Plan Proje Müdürlüğü, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile diğer müdürlüklerin imara ilişkin görevlerinin yerine getirilmesinde;
1- Kamu yararı oluşturacak değerlendirmeler yaparak teknik destek vermek,
2- Belediyenin her ölçekteki imar planlarına ilişkin değerlendirmelerine destek olmak, vatandaşlardan gelen taleplerin ilgili mevzuat doğrultusunda değerlendirilmesine rehberlik etmek,
3- Yargıya intikal etmiş konularda dava dosyalarının teknik bölümlerinin hazırlanmasında yol göstermek,
4- Personelin imara ilişkin iş ve işlemlerinin yerine getirilmesinde rehberlik etmek,
5- Şehirleşmeyle ilgili olarak her tür iş ve işlemlerde imar ve şehircilik konuları ile belediye mevzuatının işletilmesi yönünden personelin kapasite gelişiminin artırılması için destek vermek,
6- Yürürlükteki imar mevzuatının belediyenin ve halkın mağduriyetine sebep olmayacak şekilde uygulanması için personele rehberlik etmek, kanun ve yönetmelikler kapsamında yapılacak iş ve işlemlerin hız ve kalitesinin yükseltilmesi ile yukarıda sayılan konular ile ilgili olarak Belediye Başkanına aylık raporlama yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; ………………… tarihli Onay Belgesine dayanılarak 4734 sayılı Kanunun 22/D maddesi hükmüne göre akdedilen ……………………. Belediyesi ………………….. Danışmanlık Hizmet Alım Sözleşmesinin “İşin Tanımı” başlıklı 3 üncü maddesinde; sözleşme ile taahhüt edilen işin ……………………. Belediyesi Plan Proje Müdürlüğü ile diğer müdürlüklerin imara ilişkin görevlerinin yerine getirilmesinde kapasite artırımının sağlanması, yürürlükteki imar mevzuatının belediyenin ve halkın mağduriyetine sebep olmayacak şekilde uygulanması için personele rehberlik etmek olduğu ifade edilmiştir. Diğer taraftan “İşin Kapsamı” başlıklı 4 üncü maddesinde ise sözleşme konusu işin, Belediye Başkanlığı Plan Proje Müdürlüğü, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile diğer müdürlüklerin imara ilişkin görevlerin yerine getirilmesinde; Belediyenin menfaatini oluşturacak değerlendirmeler yaparak teknik destek vermek, yargıya intikal etmiş konularda dava dosyalarını teknik bölümlerinin hazırlanmasında yol göstermek, personelin imara ilişkin iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde rehberlik etmek, şehirleşmeyle ilgili olarak her türlü iş ve işlemlerde imar ve şehircilik konuları ile belediye mevzuatının işletilmesi yönünden personelin kapasite gelişiminin artırılması için destek vermek, yürürlükteki imar mevzuatının belediyenin ve halkın mağduriyetine sebep olmayacak şekilde uygulanması için personele rehberlik etmek, kanun ve yönetmelikler kapsamında yapılacak iş ve işlemlerine hız ve kalitesinin yükseltilmesi ile yukarıda sayılan konular ile ilgili olarak Belediye Başkanına aylık raporlama yapılması olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, söz konusu iş ile ilgili ödeme belgelerine işin eksiksiz ve tam olarak yapıldığına dair kabul tutanaklarının eklenerek hizmet alım komisyonu üyelerince imzalandığı, Danışmanlık Hizmet Alımı Sözleşmesi ile yapılması taahhüt edilen işlerin Plan Proje Müdürlüğü Örgütlenme, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde yazılan işlerle birebir aynı olmadığı, taahhüt edilen işlerin de yapıldığı kabul tutanaklarından anlaşıldığından kamu zararı oluşmayan ………………………. TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, karar verildi.
😎 Sayıştay Daire 5,Karar: 394,İlam:25,Tutanak Tarihi:.10.2019
A) ………………… Belediye Başkanlığı ile T………………….. Sendikası arasında imzalanan ve ………………… tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle, ……………….Belediyesi …………….. Müdürlüğünde çalışan memur personele ………………. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması suretiyle ………………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak, Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 7 nci maddesine göre “Yasama yetkisi” Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez. Anayasa’nın 128 inci maddesinde ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunan ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasa’nın 90 ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 128 inci maddesi de bir Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurların yapılacak sözleşmelerin yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir. Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır. Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”denilmektedir.4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme” nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32.maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100’üdür.” denilmekte, 7 nci maddesinde ise; “4688 Sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015” ibaresi “31.12.2019” şeklinde uygulanır” denilmektedir. Buna göre, 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2019 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2019 tarihine kadar ki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir. Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre, Belediyenin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen her bir kamu görevlisi için ödenebilecek sosyal denge tazminatı tavan tutarı, 01.01.2018-30.06.2018 tarihleri arasında aylık brüt 1.031,23-TL (9500*0,108550) ve 01.07.2018-31.12.2018 tarihleri arası ise aylık brüt 1.120,43-TL (9500*0,117940) olması gerekmektedir. Yapılan incelemede, ……………….. Belediyesi ile …………………….Sendikası arasında imzalanan ve …………. -……………… tarihleri arasında geçerli olan Sözleşme’nin Mali Haklar ile ilgili altıncı bölümünün “İyileştirme Zammı” başlıklı 25 inci maddesinde;
“a) İş bu toplu sözleşme çerçevesinde ………………….. Belediyesinde çalışan memur ve sözleşmeli personelden, ……………….Sen üyesi çalışanlara, ………………Sen üyesi olmayıp dayanışma aidatı ödeyen çalışanlara, başka bir sendikaya üye olan çalışanlara, birinci bölümünde belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde iyileştirme zammı olarak, halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ayın maaş günü net olarak; ……………….. TL ödenir.
b) ……………….. Belediyesinde Norm Kadro içerisinde yer alan asil müdür için ……………… TL (Net) Vekil müdür için ………………. TL (Net), diğer müdürlüklerden farklı olarak Özel Kalem Müdürlüğü için bu ücret ………………. TL (Net), ve Başkan yardımcılığı için ………………… TL (Net), tutarında ücret, olmak üzere toplu sözleşme ücretine ek olarak ödenir. Ancak vekil müdürün raporlu ve izinli olduğu günler için hesaplanacak bedel bu ücretten düşülerek yerine görevlendirilen vekillere verilecektir.
c) ………………….Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü’nde veznedarlık görevini fiilen yürüten personele almış olduğu sosyal denge tazminatına ilaveten ………………… TL (Net), Yazı İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Evlendirme Memurluğunda nikâh işlemleri için mesai yapan personele almış olduğu sosyal denge tazminatına ilaveten …………………….. TL (Net) ödenir.” denilmektedir.…………………… Belediyesi ile …………………Sen arasında imzalanan sözleşme’ nin 25 inci maddesi uyarınca memur personele ödenen brüt tutarın, ödenebilecek sosyal denge tazminatı tutarı olan aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üne karşılık gelen ……………..-……………….. tarihleri arasında aylık brüt ………………..-TL’yi ve …………………..-……………… tarihleri arası ise aylık brüt ………………..-TL’yi aştığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesinde; sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçemeyeceği belirtilmiştir. Sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarının hesabında, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan Dördüncü Dönem Toplu Sözleşme’nin, yerel yönetim hizmet koluna ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde belirlenen en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ünün esas alınması gerektiği tespit edilmiştir. 4688 sayılı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesi ile tavan tutar açısından tamamen bir serbestlik tanınmamış olup 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan bir sözleşmenin varlığı halinde eğer bu sözleşmede personele ödenen ortalama aylık tutar, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise tavan tutar olarak sözleşmede belirlenen ortalama aylık tutarın esas alınabileceği ifade edilse de 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmenin son döneminde personele ödenen ortalama aylık ücret tavan tutarı, 2018 yılı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100’ünden düşük olduğundan dikkate alınmamıştır.5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca 5018 sayılı Kanunun “Harcama Yetkisi ve Yetkilisi” başlıklı 31 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur” hükmü yer almaktadır. Harcama Yetkilileri aynı maddenin birinci fıkrasında “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi” olarak tanımlanmıştır. Sözleşmeyi imza edenler, kendilerine bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama biriminin yöneticisi olmamakla; dolayısıyla da Kanunun yaptığı tanıma göre harcama yetkilisi olmamakla birlikte, 3 üncü fıkrada yer alan düzenleme uyarınca harcama yetkisinden doğan sorumluluğa tabidirler. Aynı Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;“…Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm doğrultusunda, Harcama Yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir. Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir. Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde;“…Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine ve Gerçekleştirme Görevlilerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir. Neticeten, ……………………. Belediyesi ile ……………………Sendikası arasında imzalanan ve …………………. tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nde …………………. Müdürlüğünde çalışan memur personele ……………….. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha yüksek tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması sonucu ………………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.
B) ……………………. Belediye Başkanlığı ile ………………… Sendikası arasında imzalanan ve ………………… tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle, ……………… Müdürlüğünde çalışan memur personele ………………. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödenmesinin yanı sıra Sözleşme’nin konusu olmayan ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırılık oluşturan mali hükümler (Yakacak yardımı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Yılbaşı ve 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda ikramiye ve öğrenim yardımı) konulması suretiyle ………………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak, Sorgunun A maddesindeki mevzuat hükümlerine göre, imzalanacak olan toplu sözleşme sosyal denge tazminatının ödenmesine ilişkin olması gerekmektedir. Sosyal denge tazminatı ödemesini ilgilendirmeyen hükümler toplu sözleşmenin konusu değildir. Yapılan incelemede, ………………………… Belediyesi ile …………………… Sendikası arasında imzalanan ve …………………. -………………… tarihleri arasında geçerli olan Sözleşme’nin Mali Haklar ile ilgili altıncı bölümünün “Yakacak Yardımı” başlıklı 26 ınci maddesinde;
“a) Yılda bir kez Kasım ayında net ………………. TL yakacak yardımı yapılır.
b) Her iki eşinde …………………. Belediyesi’nde çalışması durumunda yakacak yardımından eşlerden sadece birisi yararlanacaktır.” hükmü,
“İkramiyeler” başlıklı 27 nci maddesinde; “a) Tüm memur ve sözleşmeli personele; Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Yılbaşında net ………………. 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramında net ……………….’ er TL ikramiye ödenir.” hükmü,
“Öğrenim Yardımı” başlıklı 28 inci maddesinde ise;
“a) Sendika Üyesi çalışanların öğrenim gören çocukları için Eylül Ayı içerisinde ödenmek üzere çocuk başına net olarak; İlköğretim Öğrencilerine :…………….. TL Ortaöğretim Öğrencilerine :……………… TL Lise Öğrencilerine :…………… TL Üniversite Öğrencilerine :…………… TL verilecektir.” hükümlerine yer verildiği görülmüştür.………………… Belediye ile ………………..Sen arasında imzalanan sözleşmenin 25. maddesi ile ödenen sosyal denge tazminatının tavanı aşan kısmının yanı sıra sözleşmenin 26, 27 ve 28 inci maddeleri ile memur personele sağlanan diğer mali hakların tamamı mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. Neticeten, Belediye ile ………………..Sen arasında imzalanan ve …………………… tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle, ………………… Belediyesi ……………………. Müdürlüğünde çalışan memur personele sözleşmenin konusu olmayan ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırılık oluşturan mali hükümler (Yakacak yardımı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Yılbaşı ve 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda ikramiye ve öğrenim yardımı) konulması suretiyle ………………………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, (A) ve (B) bentleri ile ilgili olarak;
A) ……………………. Belediye Başkanlığı ile ………………….. Sendikası arasında imzalanan ve ……………………. tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle, ……………….. Belediyesi ………………….Müdürlüğünde çalışan memur personele ………………. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması sonucu oluşan …………………. TL,
B) ………………….Belediye Başkanlığı ile ………………. Sendikası arasında imzalanan ve ……………….. tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesiyle, …………………. Belediyesi …………………… Müdürlüğünde çalışan memur personele …………………. yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödenmesinin yanı sıra Sözleşme’nin konusu olmayan ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırılık oluşturan mali hükümler (Yakacak yardımı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Yılbaşı ve 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda ikramiye ve öğrenim yardımı) konulması sonucu oluşan ……………………… TL,olmak üzere toplam …………………… TL kamu zararının;……………………. TL’sinin Gerçekleştirme Görevlisi ………………… ve Harcama Yetkilisi …………………… ile Belediye adına sözleşmeyi imzalayan ……………………’a,………………….TL’sinin Gerçekleştirme Görevlisi …………………….. ve Harcama Yetkilisi ………………… ile Belediye adına sözleşmeyi imzalayan …………………..’a,Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, KARAR VERİLDİ.
9-) Sayıştay 5.Daire,Karar:395İlam:26Tutanak Tarihi:24.10.2019
………………… Belediye Başkanlığı ile …………….. Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin mevzuata aykırı hükümler içermesi ve Belediyede çalışan ………………. üyesi personele …………………… yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması suretiyle ……………………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 7 nci maddesine göre “Yasama yetkisi” Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez. Anayasa’nın 128 inci maddesinde ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunan ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasa’nın 90 ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 128 inci maddesi de bir Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurların yapılacak sözleşmelerin yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir. Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir”denilmektedir.4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme” nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100’üdür.” denilmekte, 7 nci maddesinde ise; “4688 Sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015” ibaresi “31.12.2019” şeklinde uygulanır” denilmektedir. Buna göre 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa, bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2019 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2019 tarihine kadar ki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; …………………. Belediye Başkanlığı ile ……………………SEN arasında ………………….. tarihinde imzalanan ve …………………….. tarihinden …………………….. tarihine kadar geçerli olan toplu iş sözleşmesinin “Mali haklar” başlıklı 6 ıncı bölümünün 26 ncı maddesi sosyal denge yardımını, 27 nci maddesi sosyal yardımları, 28 inci maddesi ise öğrenim yardımını düzenlemektedir. Ayrıca “Yürürlük ve süre” başlıklı 29 uncu maddede, birinci yıl sonu olan ………………………. tarihinden itibaren sözleşmede belirtilen tutarların Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2017 yılı Mart ayı ile 2018 yılı Mart ayı arasında gerçekleşen 2003=100 temel yılı TÜFE’nin 2018 yılı Şubat ayı sonu itibariyle hesaplamış olduğu değişim oranlarından en yüksek olanı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bahsi geçen zam oranı %11,4 olarak belirlenmiş ve ……………………. tarihli tutanakla Belediye Başkanı tarafından onaylanmıştır. Buna istinaden……..yılında yapılacak ödemeler …………..-…………… için; Sözleşme Ücreti (TL): ……………. (Brüt ……………), Sosyal Yardımlar (TL): ……………. (Brüt …………….), Yakacak Yardımı (TL): …………….. (Brüt ……………), Öğrenim Yardımı (TL): İlköğretim ……………… (Brüt ………………), Lise ………….. (Brüt ……………..), Üniversite …………….. (Brüt ………………), ………………-…………….. için (TÜFE artışlı tutar): …………….. (Brüt ………………..), Sosyal Yardımlar (TL), ………………… (Brüt ………………), Yakacak Yardımı (TL): ………………. (Brüt ………………..), Öğrenim Yardımı (TL): İlköğretim ……………. (Brüt ……………..), Lise ……………… (Brüt ………………), Üniversite ………………. (Brüt ………………..), ( Sözleşme ücreti her ay, sosyal yardımlar Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 1 Mayıs ve Yılbaşı dönemleri olmak üzere toplam 5 adet ve yakacak yardımı da yılda 1 adet olarak ödenmiştir) şeklindedir.Diğer taraftan ………………… Belediyesi ile …………………. SEN arasında ……………… tarihinde sözleşme imzalandığı, söz konusu üç yıllık sözleşmenin yürürlüğünün ………………….. tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır. Mezkur sözleşmenin 25 inci maddesinde ise; “İş bu toplu iş sözleşmesinin 21, 23, 24 üncü maddelerinde düzenlenmiş bulunan yardım tutarları sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2012 tarihine kadar uygulanır. Bu yardım tutarları ………………..-……………… tarihleri arasındaki bütçe yılında Devlet Memurlarının maaşlarına yapılacak zam oranında, ……………….-…………….. tarihleri arasındaki Devlet Memurlarının maaşlarına yapılacak zam oranında ve ……………..-……………………. tarihleri arasındaki Devlet Memurlarının maaşlarına yapılacak zam oranında artırılmak suretiyle ödenir” hükmünün bulunduğu görülmüştür.Yukarıda ifadesini bulan sözleşmenin “Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı 4 üncü bölümünün 21 inci maddesi (İyileştirme Zammı), 22 nci maddesi (Sosyal ve Kültürel Yardımlar) ve 24 üncü maddesi (Yakacak Yardımı) uyarınca ödenmesi gereken en yüksek ortalama toplam aylık sosyal denge tazminatı tutarı; Tüm Personele Ödenecek Sözleşme Ücreti Brüt: …………………. TL, Sosyal Yardımlar Brüt: ………………….. TL (Sosyal Yardımlar; Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 1 Mayıs ve Yılbaşı dönemlerinde ayrı ayrı Net ………………… TL; yakacak yardımı olarak da ayrıca Brüt ………………… TL olmak üzere (………………) + ………….=…………………. Aylık tutarı …………./………=……….. TL) Toplam Brüt Tutar: ………………. TL’dir.………….. yılı için hesaplanan tutarın (Brüt …………….. TL); ……………….. tarihinde imzalanan toplu sözleşmenin 25 inci maddesine göre Devlet Memurlarının maaşlarına yapılacak zam oranında ilgili yıllarda artırılması ve bu sözleşmenin süresinin son bulduğu tarih olan ……………… tarihinde hesaplanan kümülatif toplam tutarın (Brüt …………………. TL) …………………. yılı için ödenebilecek ortalama aylık toplam tavan tutar olarak esas alınması gerekmektedir. Sözleşme Tutarı Zamlı Toplam Brüt Tutar; ……………….. TL, ………………. İlk 6 Ayı Devlet Memurları Maaş Zam Oranı ( % 3,14 ); ………………….., 2013 İkinci 6 Ayı (%4); …………………., 2014 (%3,27); ……………….., 2015 İlk 6 Ay (%3); ………………… TL’dir.4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre imzalanan ve 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının tavanı tutarı 2018 yılı için;
– 01/01/2018-30/06/2018 tarihleri arasında aylık …………………… TL (9500 x 0,108550),
– 01/07/2018-31/12/2018 tarihleri arasında ise aylık …………………… TL (9500 x 0,11794)
olmak zorundadır. Ancak 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan sosyal denge sözleşmesinde ünvanlar itibariyle belirlenen ortalama aylık tutarlar, toplu sözleşmede belirlenen sosyal denge tazminat tutarlarından fazla ise 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan sözleşmedeki ortalama aylık tutarlar tavan olarak esas alınabilecektir. Belediye ile ……………………….Sen arasında 01.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin üçüncü yılında Devlet Memurları maaş zam artış oranları uygulandıktan sonra hesaplanan ortalama aylık tutar Brüt …………………… TL’dir. Bu tutar 2018 yılı için toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek olduğu için, 2018 yılında Belediyede çalışan memurlara ödenebilecek en yüksek ortalama toplam aylık sosyal denge tazminatının Brüt ………………………. TL olması gerekmektedir. Neticeten, ………………………….. Belediyesi ile …………………. Sendikası arasında imzalanan ve ……………… tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmede memur personele 2018 yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha yüksek tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılmasında mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.Ayrıca 5018 sayılı Kanunun “Harcama Yetkisi ve Yetkilisi” başlıklı 31 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur” hükmü yer almaktadır. Harcama Yetkilileri aynı maddenin birinci fıkrasında “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi” olarak tanımlanmıştır. Sözleşmeyi imza edenler, kendilerine bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama biriminin yöneticisi olmamakla; dolayısıyla da Kanunun yaptığı tanıma göre harcama yetkilisi olmamakla birlikte, 3 üncü fıkrada yer alan düzenleme uyarınca harcama yetkisinden doğan sorumluluğa tabidirler.Aynı Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;“…Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm doğrultusunda, Harcama Yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir.Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde;“…Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine ve Gerçekleştirme Görevlilerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir.Bu itibarla, yukarıda yer alan maddeler mucibince ve yapılan açıklamalar çerçevesinde; ………………….. Belediye Başkanlığı ile ………………… Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin mevzuata aykırı hükümler içermesi ve Belediyede çalışan …………………….SEN üyesi personele 2018 yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması sonucu oluşan ……………………………… TL kamu zararının sorumlular; Belediye adına sözleşmeyi imzalayan (Belediye Başkanı) ……………………….., Harcama Yetkilisi ……………. ve Gerçekleştirme Görevlisi ……………………’ye Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, karar verildi.
10-) Sayıştay 4.Daire,Karar 203,İlam:8,Tutanak Tarihi: 17.10.2019;
Mülkiyeti Belediyeye ait olan 25 adet taşınmazın satışına ilişkin ihale kararlarının damga vergisi kesintisine tabi tutulmaması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği görülmüştür.488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde; bu Kanuna ekli (1) sayılı Tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kâğıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği, “Mükellef”in düzenlendiği 3’üncü maddesinde; resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kâğıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği belirtilmiş olup, 4’üncü maddesinde de; bir kâğıdın tabi olacağı verginin tayini için o kâğıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kâğıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammum ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kâğıt üzerinde başka bir kâğıda atıf yapılmış ise atıf yapılan kâğıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı, hükümlerine yer verilmiştir. Anılan Kanuna ekli (I) sayılı Tablonun “II. Kararlar ve mazbatalar” bölümünün 2’nci sırasında; “İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları” nın binde 5,69 oranında damga vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Belediyenin mülkiyetinde bulunan 25 adet taşınmaza ilişkin encümen kararları ile ihale satış dosyalarının incelenmesinde, taşınmazların satışına ilişkin ihale kararı sebebiyle kesilmesi gereken damga vergisinin alınmadığı anlaşılmıştır. Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı Tabloda belirtildiği üzere ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğine haiz kurumların her türlü ihale kararları binde 5,69 oranında damga vergisine tabidir. Dolayısıyla belediyelere ait ihalelerde ihale komisyonu görevini ifa eden belediye encümeninin almış olduğu ihale kararları tutarları üzerinden de binde 5,69 oranında damga vergisi tahsil edilmesi gerekmektedir. Sorumlular tarafından yapılan savunmada; ihale arsa satış ihalesi olduğundan ve ihalede herhangi bir taahhüt bulunmadığından sözleşme yapılmadığı ve bununla ilgili herhangi bir vergi tahsil edilmediği, ayrıca 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu hükümlerine göre hesaplanan damga vergilerine ait tahsilatlara ilişkin makbuzların savunma ekinde gönderildiği belirtilmiş ise de; sorgu konusu edilen husus sözleşme damga vergisi olmayıp, taşınmazların satışına ilişkin ihale kararı üzerinden alınması gereken damga vergisidir. Savunmada sözleşme yapılmadığı ifade edilmiş ise de; …………. Belediye Başkanlığı tarafından ihale üzerinde bırakılanlar adına gönderilen …………. tarihli “Kesinleşen İhale Kararının Bildirilmesi” başlıklı yazıda; ihale bedelinin 6 eşit taksitle ödeneceği belirtilmiş ve ihale üzerinde bırakılanlarla taksit sözleşmesi yapılmıştır. İdare tarafından savunma ekinde gönderilen makbuzlar, ihale üzerinde bırakılanlarla yapılan sözleşme sonucu doğan sözleşme damga vergisine ait olup, sorgu konusu edilen ihale kararlarına ilişkin değildir. Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; resmi dairelerin yetkili mercilerince bir malın artırma, eksiltme, pazarlık, açık ihale usulü, belli istekliler arasında ihale usulü ve sair şekillerde alınması, satılması veya bir hizmetin gördürülmesi maksadıyla verilen her türlü kararlar, ihale kararları olup damga vergisine tabi olacaktır. İdare tarafından gönderilen savunma ve eklerinde ihale kararlarına ait damga vergisinin ödendiğine dair herhangi bir belge bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ihale komisyonu olarak görev yapan belediye encümen üyeleri taşınmazların satışına ilişkin ihale kararları sebebiyle kesilmesi gereken damga vergilerinin tahsil edilmemesinden müteselsilen sorumlu tutulmuş ise de; ihale kararları dolayısıyla kesilmesi gereken damga vergisinin takip ve tahsili hususunda belediye encümen üyelerinden muhasebe yetkilisi sıfatıyla Mali Hizmetler Müdürünün sorumluluğu bulunmaktadır. Nitekim 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun “Resmi dairelerin mecburiyeti” başlıklı 26’ncı maddesinde de; “Resmi dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga Vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tesbit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecburdurlar.” hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, mülkiyeti Belediyeye ait olan 25 adet taşınmazın satışına ilişkin ihale kararları üzerinden damga vergisi kesintisi yapılmaması sonucu neden olunan …………. TL kamu zararının; Muhasebe Yetkilisi ………….’… (Mali Hizmetler Müd.) tek başına,6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,Oy birliğiyle, Karar verildi.
11-) Sayıştay 5.Dairesi,Karar:391,İlam:4,Tutanak Tarihi:15.10.2019
Süre uzatımı verilmesini gerektiren haklı gerekçeler bulunmadığı ve iş zamanında bitirilmediği halde süre uzatımı verilerek gecikme cezası hesaplanmaması nedeniyle oluşan kamu zararına sebebiyet verilmesi,
…………. Belediyesi tarafından ihale edilen ……………..Ltd.Şti. yüklenimindeki ……………TL sözleşme bedelli “……………..” işinde;
A) Süre uzatım kararının, sözleşme eki genel şartnamede yer alan gerekçelere uygun olmadığı, yersiz olarak süre uzatımı verilerek yüklenicinin kusurlarının gizlendiği, zamanında bitirilmeyen işte gecikme cezası uygulanmaması neticesinde …………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak; Sözleşmenin …………. inci maddesinde; sözleşmenin, ekindeki ihale dokümanı ve diğer belgelerle bir bütün olduğu, İdareyi ve Yükleniciyi bağlayacağı belirtilmekte, devamında, İhale dokümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasında ilk sırada Yapım İşleri Genel Şartnamesinin bulunduğu görülmektedir. Anılan işte, …………. de sözleşme imzalanmış ve sözleşmede, yüklenicinin taahhüdün tümünü 120 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin …………. inci maddesinde de süre uzatımıyla ilgili hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Sözleşmenin ………….inci maddesinde ise “Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,05 (on binde beş) oranında gecikme cezası uygulanır.” hükmü yer almıştır.Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 29 uncu maddesinde; “(1) İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her gün için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.
(2) Mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı verilebilecek haller aşağıda sayılmıştır:
(4) İdarenin, sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini Yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu Yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait süre en az gecikilen süre kadar uzatılır.
(5) Öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre Yükleniciye verilir.
(6) Mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır….” düzenlemesi yer almıştır. Anılan işte, …………… tarihli yazıda işin süresinin ……………. tarihinde bittiği belirtildikten sonra “.. .ihale kapsamında yapılan mahal değişikliğinden dolayı yüklenici firmaya 2 (iki) ay süre uzatımı verilecek olup….” denilerek mahal değişiklikleri süre uzatımına gerekçe tutulmuştur. Sözleşme ve projelerde olmayan ve işin süresinin hesabında daha önceden dikkate alınmamış yeni bir iş kaleminin veya sonradan ortaya çıkan idarenin sebebiyet verdiği proje onayı, proje revizyonu, yer teslimi, işin durdurulması, hakedişin zamanında ödenmemesi gibi durumların mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Süre uzatımına gerekçe oluşturabilecek idarenin sebebiyet verdiği haller şartnamede belirtilmiş olup, mahal değişikliği süre uzatımına gerekçe olacak sebepler arasında yer almamaktadır. Zira bu değişikliğin işin süresine nasıl etki ettiği, işin bu nedenle durup durmadığı gibi unsurlar ortaya konulmadığı gibi, hangi mahallerdeki değişikliklerin kaç günlük gecikmeye neden olduğu ve işin nerelerde kaçar gün aksadığı gibi hususlar da ortaya konulmamıştır. Sözleşmenin 24 üncü maddesinde, Sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşme bedelinin aşılmaması ve İdare ile Yüklenicinin karşılıklı olarak anlaşması kaydıyla, aşağıda belirtilen hususlarda sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılabilir:
a)İşin yapılma yeri,
b)İşin süresinden önce yapılması kaydıyla işin süresi ve bu süreye uygun olarak ödeme şartlan” denilerek mahal değişikliği konusunda idarenin yetkili olduğu belirtilmiş, ancak bu değişikliğin süre uzatımına doğrudan doğruya sebep olabileceği şartnamede yer almamıştır. Şartnamede, İdarenin, sözleşmenin ifasına ilişkin (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) yükümlülüklerini yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi ve bu sebeple işte gecikmelerin meydana gelmesi halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait sürenin gecikilen süre kadar uzatılacağı belirtildiğinden, gecikilen sürenin belgeleriyle ortaya konulması zorunludur. Öte yandan mahal değişikliğine ilişkin karşılaştırmalı olarak ne zaman ve nerelerde nasıl bir değişikliğe gidildiğine ve bu değişiklik nedeniyle işin nasıl ve ne kadarlık kısmının aksadığına ilişkin bir gerekçe de ortaya konulmamıştır.Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, süre uzatımı verilmesini gerektiren haklı gerekçeler bulunmadığı ve iş zamanında bitirilmediği halde süre uzatımı verilerek gecikme cezası hesaplanmaması nedeniyle oluşan …………..TL kamu zararının Gerçekleştirme görevlisi ……………., Harcama Yetkilisi …………….. ile hakediş raporunu düzenleyen …………….. (Harita Teknikeri), …………….. (belediye personeli) ve …………… (belediye Personeli)’e müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
B) Süre uzatımı kararı verildiği halde damga vergisi tahsil edilmemesi sonucu ……………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
Damga Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde; “Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir.” hükmü yer aldıktan sonra, 14 üncü maddesinde de, belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin değiştirilmesi halinde artan miktarın aynı nispette vergiye tabi olduğu belirtildikten sonra, sözleşmelerin müddetinin uzatılması halinde ise aynı miktar veya nispette vergi alınacağı hükme bağlanmıştır. Sayıştay Genel Kurulu’nun …………….. tarih, ……………. sayılı kararında ifade edildiği üzere; sürenin asli bir unsur olduğu sözleşmelerde, bunların aynı şartlarla bir süre daha uzatılması ile ilave olunan veya tekerrür eden bir meblağ ortaya çıkmış bulunuyorsa bu meblağ üzerinden ve sözleşmeye uygulanan oranda nisbi damga vergisi alınması, şayet belli ya da hesap edilmesi mümkün bir meblağ mevcut bulunmuyorsa, sözleşme için alınmış olan miktarda, maktu damga vergisi alınması gerekmektedir. Yapım işlerine ilişkin sözleşmelerde işin süresi sözleşmede asli bir unsur olarak yer almakta ve süre ile ilgili hükümlere uyulmadığında cezalı çalışılmakta veya sözleşmenin feshine kadar gidilebilmektedir. Gerek mücbir sebeplerle gerekse işte meydana gelen artışlarla idarece yükleniciye ilave süre verildiğinde; sözleşme süresi, sözleşmede yer alan tüm hükümlerle birlikte uzatılmaktadır. İlave işler ve iş artışından kaynaklanan durumlarda, iş artışına ilişkin karar ile birlikte bu işler için gereken ilave süre aynı anda tek bir kararla ortaya çıktığında, artan miktar üzerinden, vergiyi doğuran olayın tekliği nedeniyle tek bir damga vergisi hesaplanması tabiidir. Ancak, gerek iş artışına ilişkin olarak ilave sürenin ayrı bir karar ile verilmesi, gerekse iş artışı olmaksızın çeşitli nedenlerle ek süre verilerek sözleşmenin süresinin uzatılması hallerinde, Kanunun 14 üncü maddesi hükmü gereğince, ilk sözleşmede alınan miktar kadar damga vergisi hesaplanıp tahsil edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Anılan işte, ………….. de sözleşme imzalanmış ve sözleşmede, yüklenicinin taahhüdün tümünü 120 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorunda olduğu belirtilmiştir. İşin sözleşmesinde, teminat süresi, süre uzatımı verilecek haller, gecikme halinde alınacak cezalar gibi hususlar düzenlenmiş olup, bu ve benzeri düzenlemelerin hepsi işin süresi ile ilgili olduğu gibi, bu hususlar sözleşmenin süresi ile de ilgili bulunmaktadır. Bu nedenle, işte herhangi bir sebeple süre uzatımı verildiğinde, bu kararlarla birlikte sözleşme süresinin de uzatılmasına karar verilmiş olmaktadır. Anılan yapım işinde, ………….. işyeri teslimi yapıldığından ……… tarihi iş bitiş tarihi olarak hesap edilmişken, ………… tarihinde, ihale kapsamında yapılan mahal değişikliklerinden dolayı iki ay süre uzatımı verilmiş, yeni iş bitim tarihi de ………….. olarak belirlenmiştir. Bu süre uzatım kararı ile sözleşmenin süresi de iki ay daha (60 gün daha) uzamış bulunmaktadır. Bu nedenle, anılan süre uzatım karan ile sözleşmenin süresi uzatılmış bulunduğundan, Kanunun 14 üncü maddesi gereğince, sözleşme tutan üzerinden hesaplanan aynı miktardaki damga vergisinin alınması gerekmektedir. Diğer yandan; mahal değişikliği gerekçe gösterilerek yükleniciye verilen süre uzatım kararının yersiz olması nedeniyle sözleşme süresinin uzaması söz konusu değildir. Geçerli bir süre uzatımı söz konusu olmadığından damga vergisi hesaplanmasını gerektirecek bir vergiyi doğuran olayın varlığından da söz edilemeyecektir. Bu itibarla; süre uzatımı karan verildiği halde damga vergisi tahsil edilmemesi neticesinde kamu zararı oluşmadığına, dolayısıyla ……………TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
C) Süre uzatımı kararı ile iş yıllara sari hale geldiği halde, yıllara yaygın hale geldikten sonra ödenen hakkedişlerden gelir vergisi yapılmaması sonucu …………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinde; “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterilir. Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılım takip eden yılın Mart ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar vermeye mecburdurlar.” hükmü yer almış, Kanunun 94 üncü maddesinde de, 42 nci madde kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.Gelir Vergisi Kanununun 44 üncü maddesine göre;“İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.”Yapım işinin birden fazla takvim yılına sirayet edip etmediğinin belirlenebilmesi için, sözleşmeye göre işin başlangıç ve bitiş tarihlerinin iki farklı takvim yılma ait olması gerekmektedir. Başlangıçta yıllara yaygın olmayan bir işte, süre uzatımı verilerek işin bitim tarihi sonraki yıla sarktığında, yıllara yaygın hale geldiğinden, süre uzatım tarihinden sonra düzenlenip ödenecek hakedişler ve ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılması gerekecektir.
………….. tarihinde işin süresi bitmesine rağmen, ……………. tarih ve ………….. sayılı yazı ile, mahal değişikliklerinden dolayı iki ay süre uzatımı verildiği anlaşılmaktadır.Gerek 4734 sayılı Kanun gerekse 4735 sayılı Kanun gereğince, yapım işlerinde, işin yürütülmesi harcama yetkilisinin sorumluluk alanındadır. Yapı kontrol teşkilatı ile birlikte harcama yetkilisi, yapım ve ödeme ile ilgili, hakedişin onaylanması, projeler, süre uzatımı, iş artışı ve iş değişiklikleri konularında yetkili olup, süre uzatımı kararı için harcama yetkilisinin onay vermesi yeterli bulunmaktadır.……………. tarihinde süre uzatımına karar verildiğine ve iki aylık süre uzatımı ile iş bitim tarihi …………… tarihi olarak belirleneceğine göre, bu tarihte iş yıllara yaygın hale gelmektedir. Hatta, süre uzatımını gerektiren haller çok daha önceden ortaya çıktığından ve işte meydana gelen gecikme önceden belli olduğundan, işin yıllara yaygın hale geleceği de önceden belli olmuş bulunmaktadır.Anılan işe ait ……… nolu hakediş …………. tarihinde düzenlenmiştir. …….. nolu hakediş ise ……….. tarihinde düzenlenmiş olmakla birlikte, hakedişlerin tahakkuk ve ödemesi …………. tarih ve …………..yevmiye numarası ile gerçekleşmiştir. Hakediş ödemeleri ………kredisi ile gerçekleştirildiğinden, hakedişlerin ödenmesi ve kesintiler ile ilgili yazıların da …………… ve …………. tarihlerini taşıdığı anlaşılmaktadır. Öte yandan iş programına göre işlerin yavaş ilerlediği, mahal değişikliklerinin işte gecikme meydana getirip getirmediği, daha o tarihlerde belli olmuş olmalıdır. Bu durumda …………. tarihinde süresi sona eren işte, süre uzatımının da bu tarihten önce, işte meydana gelen değişiklikler ve gecikmelerden sonra yapılması gerektiği açıktır. Gelir Vergisi tevkifatından kaçınmak amacıyla, yıllara yaygın hale geleceği belli olan işte, süre uzatımı kararının hakedişlerin düzenlenmesinden sonra verilmesi, iyi niyet ve hakkaniyet kurallarına uymayacağı gibi, düzenlenmiş ancak henüz ödemenin yapılmamış olması nedeniyle gelir vergisi kesintisinin yapılmasına da engel oluşturmayacaktır.5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde; “Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri, Kontrol etmekle yükümlüdür.
Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir. Muhasebe yetkilileri, 34 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki ödemeye ilişkin hükümler ile bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen ödemeye ilişkin kontrol yükümlülüklerinden dolayı sorumludur. Muhasebe yetkililerinin bu Kanuna göre yapacakları kontrollere ilişkin sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlıdır.” hükmü gereğince muhasebe yetkililerinin sadece söz konusu maddede belirtilen hususlarla ilgili kontrol yükümlülüğü bulunduğundan Muhasebe Yetkilisi ……………’nın sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu itibarla; yıllara yaygın hale geldiği halde, yapım işine ilişkin hakedişlerin ödenmesi sırasında gelir vergisi kesintisinin yapılmaması ve bu nedenle yükleniciye fazla ödeme yapılması sonucu oluşan …………..TL kamu zararının, Gerçekleştirme Görevlisi ………………, Harcama Yetkilisi …………….., hakedişleri imzalayanlar ……………. (Harita Teknikeri), ……………… (belediye personeli), …………… (belediye Personeli)’e müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
D) İmalat ve malzeme birim fiyatlarına dahil olduğu halde bitüm için ayrıca nakliye bedeli ödenmesi sonucu …………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
İşe ilişkin Sözleşme ekinde yer alan ve İhale dokümanında bulunan Proje Birim Fiyat Poz Tariflerinde; bitüm ile ilgili aşağıdaki tanımlamalar ve belirlemeler yapılmıştır:
Poz No ÖZEL -..Sıra No: …………
Tanımı …………… Birimi: TON
Kitap ……………..
Tarifi K.T.Ş esaslar ve şartlar dahilinde sathi kaplama işinin bünyesine giren bitüm temini ve nakliyesi Birim Fiyata dahil olmayan masraflar: Yoktur.
ÖLÇÜ : Bitümlü malzemenin depolandığı kabm dolu ve boş olarak tartılmak suretiyle bulunacak
TON cinsinden ağırlık farkıdır.
Not: Her nakliye sonunda tartım fişleri Yapı Denetim Görevlisine teslim edilerek Yapı Denetim Görevlisinin Onayı alınacaktır.
Poz No ÖZEL -..Sıra No:……….
Tanımı ………….. Birimi: ton
Kitap …………….
Tarifi K.T.Ş esaslar ve şartlar dahilinde sathi kaplama işinin bünyesine giren bitüm temini ve nakliyesi
Birim Fiyata dahil olmayan masraflar: Yoktur.
ÖLÇÜ : Bitümlü malzemenin depolandığı kabm dolu ve boş olarak tartılmak suretiyle bulunacak
TON cinsinden ağırlık farkıdır.
Not: Her nakliye sonunda tartım fişleri Yapı Denetim Görevlisine teslim edilerek Yapı Denetim Görevlisinin Onayı alınacaktır.
Yine aynı belgede, özel ……… poz nolu “TEK KAT BİTÜMLÜ SATHİ KAPLAMA YAPILMASI “ birim fiyat tarifinde; “Bitümün, distribütörde (gerekli olduğu takdirde) tatbik derecesine kadar ısıtılması ve her iki tabaka için ayrı ayrı püskürtülmesi,” işleminin birim fiyata dahil olduğu belirtilmiştir. Hakedişlerin incelenmesinde, sathi kaplama yapılması ile bitüm malzemesine ilişkin birim fiyatların, yapılan işler listesinde yer alarak ödenecek rakamların bulunduğu halde, birim fiyatlarda yer almayan ve malzeme ve imalat birim fiyatlarına dahil olduğu belirtilen bitüm ve bitüm bağlayıcının nakli ve ısıtılması işlemi için ayrı bir birim fiyatın hesaplanıp yapılan işler listesine dahil edildiği ve bedelinin ödendiği görülmektedir. Söz konusu nakliye ve ısıtma işlemleri, malzeme bedellerine ait birim fiyatlar ile sathi kaplama yapılması birim fiyatlarına dahil edilmiş bulunduğundan, ayrıca birim fiyat belirlenip ödenmesi mümkün değildir.Bu itibarla; birim fiyat tanımlarında, malzeme ve imalat birim fiyatlarına dahil edilmiş olduğu halde bittim ve bittim bağlayıcı için ayrıca nakliye ve ısıtma bedeli hesaplanıp ödenmesi sonucu (…………..TL x …………. = …………… + KDV=) oluşan …………..TL kamu zararının Gerçekleştirme Görevlisi …………….. ., hakedişi düzenleyenler ……………. (Harita Teknikeri), ……………. (belediye personeli), …………… (belediye Personeli) ile Harcama Yetkilisi ……………’e müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
E) Alt yüklenici sözleşmesinden Damga Vergisi alınmaması suretiyle ………….. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
1.07.1964 tarih ve 1171 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun l inci maddesinde;“Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabidir.”;3 üncü maddesinde de; “Damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenlerdir.” Hükmü yer almaktadır. Adı geçen Kanunun 10 uncu maddesinde; “Damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınır.Nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli para, maktu vergide kağıtların mahiyetleri esastır. Belli para terimi, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade eder.” denilmektedir. Ayrıca Kanun’un 26 ncı maddesinde; “Resmi dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga Vergisini aramaya ve eksik olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecburdurlar.” Düzenlenmesi bulunmaktadır. Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I. Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün A/l fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin damga vergisine tabi tutulacağı hükümlerine yer verilmiştir. Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-l fıkrasındaki kağıtlara ilişkin damga vergisi oranı binde 9,48 olarak belirlenmiştir. Yapılan incelemede; asıl yüklenici firmanın, idari şartname hükümlerine göre alt yüklenici olarak çalışacakları kişi/firmaları ve yaptırmak istedikleri işleri idareye bildirerek gerekli onaylan aldıkları ve …………… Limited Şirketi ile alt yüklenici sözleşmesi imzaladıkları anlaşılmıştır. Alt Yüklenici Sözleşmesinde, işin bedelinin KDV hariç ………………TL olduğu, alt yüklenicinin işin %.. lik kısmına kadar olan işleri yapacağı belirtilmiştir. Yüklenici firmanın alt yüklenici ile yaptığı sözleşmeden alınması gereken damga vergisinin tahakkuk ve tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Denetçi tarafından düzenlenen Raporun sonuç kısmında, İdarenin alt yüklenici sözleşmesi üzerinden Damga Vergisi kesintisi yapılmaması sonucu neden olunan kamu zararı tutarı …………TL’nin sorumlularına ödettirilmesi istenmişse de; idarenin yüklenici ve alt yüklenici arasında gerçekleşen sözleşmeler üzerinden alınan damga vergisini tahakkuk ettirmek ve tahsil edip genel bütçeye aktarmak gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Üstelik tahsil edilmeyen damga vergisi nedeniyle belediyenin herhangi bir gelir kaybı da söz konusu değildir. Dolayısıyla belediye açısından bu durumda bir kamu zararından bahsetmek mümkün değildir. Söz konusu olayda ………….. Belediyesi vergi sorumlusu değildir. Bu itibarla; Denetçi tarafından Alt yüklenici sözleşmesinden Damga Vergisi alınmaması suretiyle ………….. TL kamu zararından bahsedilmişse de, bahse konu olayda belediyenin hesap ve işlemleri yasal düzenlemelere uygun olduğundan ve belediye bütçesi bakımından kamu zararı oluşmadığından söz konusu tutar için ilişilecek husus bulunmadığına, İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.
F) Sözleşme ile öngörülmüş olan araç ve personel tedarik edilmesi ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmediği halde ceza kesilmemesi suretiyle …………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak; 4734 sayılı Kanunun 5. maddesinde, ” Aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmadığı sürece mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri bir arada ihale edilemez…” denilmekte ve 60.maddesinde de bu ilkelere aykırı davranan görevliler için disiplin cezası uygulanacağı belirtilip “Ayrıca, fiil veya davranışlarının özelliğine göre haklarında ceza kovuşturması da yapılır ve hükmolunacak ceza ile birlikte tarafların uğradıkları zarar ve ziyan genel hükümlere göre kendilerine tazmin ettirilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, emsal Kamu ihale Kurulu kararlan da göz önüne alındığında, iş ile doğrudan ilgisi olmayan ve konusu başka bir ihale yapılmasını gerektiren ihtiyaçların bir ihale bünyesine alınması, yapım işi ihalelerinde işin yapılması için doğrudan gerekli olmayan araç, personel, demirbaş ve benzeri taleplerin şartnamelere yazılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, gerek ihale dokümanında yer alan sözleşme tasarısında, gerekse yüklenici ile imzalanan sözleşmede şu düzenleme yer almıştır: “Madde ………..-İşin yürütülmesi için kontrollük hizmetlerinde kullanılmak üzere ücretsiz olarak Yapı Denetim Görevlisi enirine işin süresince (Süre uzatımları dâhil, işin geçici kabul tarihine kadar, kesintisiz) en az 2017 model, 4 kişilik, otomatik klimalı, LPG li olmayan, Silindir hacmi 1600 cc ve 110 beygirden düşük olmayan, Otomatik vites, Eco Modu (Ekonomik Sürüş) olan, Çok fonksiyonlu yol bilgisayarı, Hız Sabitleme & Sınırlama özelliği olan, Swing 6.5’ dokunmatik multimedya sistemi, Bluetooth, Açılır Tavan, Ön sis farları, Adaptif aydınlatma sistemli (AFS) Full LED farlar ve ön far yıkayıcısı, Yıkayıcılı arka cam sileceği, taşıt tanıma sistemi entegre edilmiş olan 1 adet araç (1 Binek) tahsis edilecektir. Araç; çalışma saati ve km. sınırı olmaksızın Yapı Denetim Görevlisi emrinde olacaktır. Araç sürücüsü ilgili sınıfındaki ehliyete vb. belgelere sahip olacaktır. Sürücü; tecrübeli, idare personeline saygılı, adaba uygun davranışlı ve görevi süresince düzgün kılık kıyafette olacaktır. Yapı Denetim Görevlisinin isteği doğrultusunda sürücü değiştirilebilir. Araç sürücüsünün aylık ücreti Makine ikmal Başmühendisliği tarafından ihalesi yapılarak sonlandırılan keşifteki binek araç sürücüsü ücretinde olacaktır (Söz konusu aracın temin edilememesi halinde her gün için sözleşme bedelinin %……..’sı ceza uygulanacaktır).
İşin yürütülmesi için kontrollük hizmetlerinde kullanılmak üzere her türlü giderleri (maaş, SSK primleri v.s.) Yüklenici’ye ait olmak üzere Yapı Denetim Görevlisi emrinde işin süresince (Süre uzatımları dâhil, işin geçici kabul tarihine kadar, kesintisiz) en az yüksekokul mezunu bir adet araştırma teknisyeni çalıştırılacaktır. Araştırma teknisyeninin aylık ücreti; Yol Yapım Başmühendisliği tarafından ihalesi yapılarak sonlandırılan müşavirlik ihalesinin keşfindeki sürveyan (veya mühendis) ücretinde olacaktır (Söz konusu personelin çalıştırılmaması halinde her gün için günlük …………TL/gün ceza uygulanacaktır).Sözleşme ve Şartnameler kapsamında belirtilen binek araç (ve şoförü), araştırma teknisyeni (an az yüksekokul mezunu) işe başlama tarihinden geçici kabul yapılıncaya kadar kesintisiz olarak İdarenin hizmetinde çalıştırılacaktır. ”Bu düzenlemelere göre, yüklenici tarafından maddede belirtilen bir aracın sürücüsü ile birlikte işin başından sonuna kadar idareye temin edilmesi gerektiği gibi ayrıca bir araştırma teknisyeni ünvanlı kişiyi de idare emrinde çalıştırmak durumundadır. Yüklenici söz konusu yükümlülüklerini yerine getirdiğini, araç için aracın idareye teslim edildiğine ilişkin belge ile özelliklerinin uygun olduğuna ilişkin araç ruhsatı örneğini, idarece aracın teslim alındığında düzenlenmesi gereken taşınır işlem fişi ve taşınır teslim belgesi veya bu belgeler yerine geçen özel mevzuatındaki belgeler ile belgelendirmesi, çalışan personel için de ihale edilen işyeri için (veya belediye işyeri için) sigortalı işe giriş bildirgeleri, ücret bordroları, ücretin banka ödendiğine ilişkin belge, aylık sigorta bildirimleri ve günlük puantajlar ile belgelendirmesi ve ortaya koyması gerekmektedir. Aracın teslim alındığına ilişkin bir tutanak ibraz edilmiş olmakla birlikte, taşınır mevzuatı gereğince düzenlenmesi gereken belgeler ile personelin çalıştığına ilişkin, çalışılan işyeri adının da belirtildiği belgeler ve idare tarafından çalışılan günleri gösterir imzalı puantajlar ibraz edilmemiştir. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirildiğinin hakedişe eklenecek bu belgeler ile tevsik edilmesi de gerekmektedir. Ancak hakediş ve eklerinde, hakedişin kapsadığı tarihler arasında, şartnamenin ilgili hükümlerinin yerine getirildiğine ilişkin belgeler bulunmamaktadır. Bu itibarla; yapılan açıklamalar gereğince, sözleşmede yer alan araç ve personel temin edilmesi ile ilgili yükümlülükler yerine getirilmediği halde ceza kesilmemesi sonucu oluşan …….TL kamu zararının Gerçekleştirme Görevlisi ……………, Harcama Yetkilisi ……………., ……………… (Harita Teknikeri), ……………. (belediye personeli), …………… (belediye Personeli)’e müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, karar verildi.
12-) Sayıştay 4 Daire,Karar:203,İlam:8,Tutanak Tarihi:17.10.2019
Belediyenin hasım olduğu davalar dolayısıyla mahkemelerce verilen kararlara dayanılarak karşı taraf avukatlarına ödenen avukatlık vekâlet ücretlerinden gelir vergisi kesintisi yapılmaması hususunun sorgu konusu edildiği görülmüştür.1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ile 166’ncı maddelerinde; kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak iş sahibinden sağlanan vekâlet ücreti ve dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti olmak üzere vekâlet ücreti iki şekilde düzenlenmiştir. 1136 sayılı Kanunun 4667 sayılı Kanunla değişik 164’üncü maddesinin son fıkrasında; “…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” denilmiş; aynı Kanunun 168’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” hükmü yer almıştır. Mahkemelerde davacılar, posta giderlerini ve Harçlar Kanunu çerçevesinde mahkeme masraflarını peşin olarak ödemek durumundadırlar. Bu şekilde masrafları peşin ödeyen tarafın (davacının) davasında haklı çıkması halinde, bu masraflar karşı tarafa yüklenmekte olup, lehine hüküm tesis olunan taraf için tahsil olunacak yargılama giderlerinin hükümde gösterilmesi zorunlu bulunmaktadır. Davadan haksız çıkan tarafa yükletilecek yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323’üncü maddesinde sayılmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendine göre; “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” de yargılama giderlerindendir. Mahkemece hükmolunan vekâlet ücreti, özellikle ödeme yapan açısından, davadan haksız çıkma nedeniyle üstlenilen yargılama gideri niteliğindedir. Bu giderlerin dökümü ve toplamı, hükmü tesis eden mahkeme tarafından belirlenmektedir.
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı/alacaklı taraf avukatına ödenen vekâlet ücreti;
– Bizzat karşı/borçlu tarafın, mahkeme veya icra dairesinin tespit ettiği vekâlet ücretini elden (nakden) veya banka havalesi ile ödemesi,
– Mahkeme veya icra dairesinin, yargılama giderleri ile birlikte davayı kazanan müvekkile herhangi bir şekilde ödeme yapması ve müvekkilin de karşı/borçlu taraftan alınan vekâlet ücretini avukata ödemesi, Usulleri ile gerçekleştirilmektedir. Bu ödemenin, ödeyen açısından serbest meslek faaliyeti karşılığı yapılan bir ödeme olarak kabulü hukuken mümkün görülmemektedir. Zira ödeyenin, karşı tarafın avukatından aldığı herhangi bir hizmet yoktur.Öte yandan, haksız çıkan tarafın yaptığı bu ödeme, ödeyen açısından, mahkûm olduğu asıl borcun fer’isi niteliğindedir. Geliri elde eden avukat için de bu gelir, kendi müvekkiline vermiş olduğu avukatlık hizmetinin bir uzantısıdır ve onunla bağlantılıdır. Konu “gelir vergisi tevkifatı” açısından değerlendirildiğinde;193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 202 sayılı Kanunla değişik 65’inci maddesinin ilk fıkrasında, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu belirtilmiş ve müteakip fıkrada serbest meslek faaliyeti; “Sermayeden ziyade şahsî mesaiye, ilmî veya meslekî bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticarî mahiyette olmayan işlerin iş verene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükümler karsısında, mutat mesleki gelirleri serbest meslek kazancı tanımına giren avukatların, karşı taraf vekili olarak, ilâm gereğince aldıkları avukatlık ücretlerinin de serbest meslek kazancı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Aynı Kanunun, istihkaklardan Gelir Vergisine mahsuben tevkifat yapılmasına ilişkin, 202 sayılı Kanunla değişik 94’üncü maddesinde, tevkifat yapmak zorunluğunda olan gerçek ve tüzel kişiler sayıldıktan sonra, Gelir Vergisine mahsuben tevkifata tabi tutulacak istihkakların hangi ödemeler olduğu belirtilmiştir. Bu ödemelerin tadat edildiği fıkraların incelenmesinden, fıkraların tümüne konu olan istihkakların, istihkak sahibi ile ödemeyi yapan kimse arasındaki hizmet bağından kaynaklanan ödemeler olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim, sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında; “yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler” denilmiş olduğuna göre, bir ödemenin anılan fıkra kapsamında mütalaa edilebilmesi, ödemeyi yapan kimse ile serbest meslek erbabının, bir hizmet-ücret ilişkisi içinde bulunmalarını gerektirmektedir. Oysa, ilâm uyarınca avukatlık ücretini ödemesi gereken taraf ile karşı taraf avukatı arasında, böyle bir ilişkinin bulunduğu iddia edilemez. Diğer bir ifade ile; tevkifat yapılabilmesi için ödemenin, serbest meslek hizmetinin alınması karşılığı olması gerekir. Burada, avukatlık ücretini ödeyen taraf, avukatın vermiş olduğu hizmetten yararlanmamaktadır. Karşı vekâlet ücretinin avukata ödenme sebebi, ödeyen açısından bir sözleşmeye veya vekâlet ilişkisine dayanmamakta ve ücreti ödeyen, borçlu avukattan hiçbir hizmet almamakta olduğundan, bu ödemenin yukarıda zikredilen 94’üncü madde kapsamında değerlendirilmemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, ödeme yapan tarafın bir tevkifat zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, Belediyenin hasım olduğu davalar dolayısıyla mahkemelerce verilen kararlara istinaden karşı taraf avukatlarına ödenen avukatlık vekâlet ücretlerinden gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmediğinden …………. TL’nin kamu zararı oluşturmadığına ve konu hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına, Konu “sorumluluk” yönünden değerlendirildiğinde;5018 sayılı Kanundan önceki mevzuatımızda mali sorumluluk için mevzuata aykırılık yeterli görülmekte olup, “objektif sorumluluk” da denilen “kusursuz sorumluluk” sistemi geçerli idi. Ancak, mali sorumluluk açısından sadece mevzuata aykırılığın yeterli sayıldığı bu sistem, 5018 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve “sübjektif sorumluluk” da denilen “kusurlu sorumluluk” sistemi getirilmiştir.5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin birinci fıkrasında “kamu zararı”; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış; ikinci fıkrasında ise, birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir. İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; bu bentte sayılanlarla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. İkinci fıkra ile belirlenen kapsam içerisinde, “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da sayılmaktadır. Yapılan incelemede, sorumlu addedilenlerin “tevkifat yapılmaması gerektiği” yönündeki görüş ve kararlar doğrultusunda işlem yapmış oldukları anlaşılmaktadır. Bu sebeple, kamu görevlilerinin “açıkça mevzuata aykırı” karar, işlem veya eylemlerinin varlığından söz edilemez. Öte yandan; söz konusu karar, işlem veya eylemler mevzuata aykırı olarak değerlendirilse bile; kasıt, kusur veya ihmali söz konusu olmayan kamu görevlilerine mali sorumluluk yüklenmesi mümkün bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçelere istinaden, sorumlu addedilen kişilere sorumluluk yüklenemeyeceğinden, sorumluluk yönü ile de kamu zararı oluşmayan …………. TL için ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildi.
13-) Sayıştay 5 Daire, Karar :388İlam:389Tutanak Tarihi:19.9.2019
……. tarih ve ……. sayılı ek ilamın ……. üncü maddesi ile;……. Belediye ve mücavir alan sınırları dahilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesinde, ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan ……. Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde oluşan ……. TL kamu zararının Belediye Başkanı……. ile Harcama Yetkilileri ……. ve …….’a, müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmişti…Daire tarafından ……. sayılı Ek İlamın …….. maddesi ile verilen tazmin hükmünün; ……. tarih ve ……. tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının …….. maddesinde belirtildiği üzere,… bozularak, ilgili Dairesine gönderilmesine” karar verilmiştir. Söz konusu bozma kararı doğrultusunda, Ek Rapor düzenlenerek Dairemize havale edilmiştir. Bu itibarla, Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine ……. sayılı ilamın ……. üncü maddesinin, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin (7) nci fıkrası hükmü gereğince yeniden görüşülmesine karar verildi.6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun; “Kanunun Şümulü” başlıklı 1’inci maddesinde; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.…”“Ödeme Zamanı ve Önce Ödeme” başlıklı 37’nci maddesinde; “Amme alacakların hususi kanunlarda belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir” “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102’inci maddesinde; “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait Hususi, kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur” “Zamanaşımını Kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde;” Aşağıdaki hallerde zamanaşımı kesilir;
1. Ödeme,
2. Haciz tatbiki,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat,
4. Ödeme emri tebliği” denilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Gelirlerin Toplanması Sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilmiştir. Aynı Kanunun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde,
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde;…
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,…Esas alınır…” hükmü yer almaktadır. Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu Zararının Oluştuğu Tarih” başlıklı 17’inci maddesinde de;…
d) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte,…oluşmuş kabul edilir” denilmektedir.6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca; belediyelerin; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğrar. İlan ve reklam vergileri de, tahakkuk ettikleri takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğramış olur.Sorumlu Temyiz dilekçesinde; verginin doğduğu yılların 2012, 2013 ve 2014 yılı olması nedeniyle 2012 yılı için zamanaşımı süresinin …….2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresinin ……..2018 ve 2014 yılı için zamanaşımı süresinin …….2019 olacağını, dolayısıyla tahakkuk bakımından zamanaşımından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, Belediye tarafından ……. Limited Şirketine tahakkuk ettirilen ……. TL tutarındaki ilan ve reklam vergisinin ……..2015 tarihinde tebliğ edildiğini, zamanaşımı olarak değerlendirildiğinde …….2020 tarihinin tahsil zamanaşımı olarak değerlendirileceğini, ayrıca firmaya …….2016 tarihinde ilama konu vergileri içeren …….. tarihli ……. sayılı ödeme emri tebliğ edilerek zamanaşımının kesildiğini ve tahsil süresinin yeniden başlayarak ……. tarihine kadar uzatıldığını, yine Kanunun 51. maddesinde vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına gecikme zammı uygulanacağının belirtildiğini ve Kanunun kendi içinde amme alacağını vadesinde ödemeyenler için mali yaptırım getirdiğini, ayrıca firmayla ilgili ……. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ……. tarihli ……. Esas Numaralı kararı ile ‘İhtiyati Tedbir” kararı verildiğini ve kayyum atandığını, ihtiyatı tedbir kararında haciz, icra vb. kararlara tedbir konulması nedeniyle Belediyece haciz işlemi başlatılamamış olup sonuca göre işlem tesis edileceğini belirterek kamu zararı oluşmadığını ifade etmiştir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde, verginin doğduğu yıllar 2012, 2013 ve 2014 yılları olup; 2012 yılı için zamanaşımı süresi …….2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresi …….2018 ve 2014 yılı için ise zamanaşımı süresi …….2019 tarihidir. …….2015 tarihinde tahakkuk ettirilen ……. TL tutarındaki İlan ve Reklam Vergisi için tahsil zamanaşımı da …….2020 tarihidir. Ancak ilgili firmaya ……..2016 tarihinde ödeme emri tebliği edilmiş olup zamanaşımı süresi yeniden başlayarak ……..2021 tarihine uzamıştır.İlan ve Reklam Vergisi’nin Belediyenin geliri olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak Yönetmeliğin, yukarıda aynen yer verilen 17 nci maddesinin “d” bendine göre İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde kamu zararının, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte oluştuğu kabul edilecektir. İlama konu ilan ve reklam vergilerinin tahakkuku 2015 yılında yapıldığından, 2016 yılında da ödeme emri tebliği edildiğinden zamanaşımı süresi …….2021 yılına uzamış olup, zaman aşımının söz konusu olmadığı, dolayısı ile herhangi bir kamu zararı bulunmadığı anlaşılmıştır.